ÇUBUK TURŞUŞU

Çubuk turşusu yiyelim;

Kimisi kalem gibi kimisi gencecik çam fidanı. Gördüğünde koklamaya kıyamazsın denecek incelikte çubuk salatası,

Katmer katmer olmuş birini kaldır diğeri  onun ikizi  gibi kucaklaşmış lahana (kelem)  yaprakları,

Burnunun direğini sızlatan keskin kokusu, yeşilin en alası c  vitamini deposu çeşit çeşit biberler,

Doğal antibiyotik deposu olarak bilinen  harika sarmısaklar,

Bekledikçe  yüzü kızaran ama tazeyken beyazımsı domatesim,

Saçları at yelesi turuncu turuncu havuçlarım,

Yaradanın nurlu sisteminde sıralanmış mısır tanecikleri, daha nice nice sayamadığımız bir çok mahsülün arasına birde ayşe kız fasülye ekle ve bütün bunları hünerli Anadolu kadını eliyle küpüne, bidonuna, cam kavanoza kur çubuk turşusunu.
Havalar soğudu küpte turşular  30’uncu günü artık turşular yenecek hale çoktan gelmiştir..

Sevdiğin kadın karşında, oğlun sağında kızın solunda. Mutfak masasında soğuk bir kış günü pazar akşamı az bir yayla çorbası arkasına kıvamı iyi tutturulmuş  kaşıkta bile durmaya niyeti olmayan pilav ve pilavın hemen yanında bol sulu kuru fasülye; Yada hafif sulu caaanım nohut yemeği..

Garnitürün ne olduğunu anlatmaya ne haçet, tabağın üstünden taşarcasına doldurulmuş çeşit çeşit; ısırdığınızda sert hafiften acımtırak ağzı yakmayan ama nefis bir acılık veren sirkesi sarımsağı kokusuyla birbirine karışmış harika olgunlaşmış kehribar sarısı salatalıklar, biberler, domatesler, lahanalar daha neler neler bulunan ÇUBUK TURŞUSU…

Eh... Biz aradan çekilelim size afiyet olsun.
Her zaman  sofranızda  ÇUBUK TURŞUSU bulunsun...